
2008 Pekin Olimpiyat Oyunları sona erdi. Fekat bilinmeyen, devam etmekte olan bir Olimpiyat daha var: "İstanbul Yayma Olimpiyatları"
Dikkat ettiyseniz Olimpiyatımızın tanımlamasının başında yıl yok. Buradan da anlıyoruz ki dört yılda bir, sekiz yılda bir, yılda bir gibi bir kısıtlama yok bu olimpiyatlarda. Başka bir deyişle birilerinin olimpiyat meşalesi yakması falan gerekmiyor, çünkü Yayma Olimpiyatlarının meşalesi asla sönmez.
Spor Olimpiyatlarında olduğu gibi, ülke gerçeklerinden ötürü bu olimpiyatlarda da pek başarılı olduğumuz söylenemez. Bizde daha birey okuma yazma öğrenir öğrenmez hemen bir yabancı dil, efenim sınavlar vs.. ile başlayarak bireyimizin yaymaya olan ilgisi azaltılır, hatta yaymanın kötü bir şey olduğu yanılgısına düşmesine izin verilir. Arada kendi çabalarıyla yaymayı öğrenmiş, yayma konusunda kendini geliştirerek madalya umudumuz olan kısıtlı sayıda yayıcıyı salonlarda (ev salonu, spor salonu değil) görmüş olsak da, yayma konusunda gerçek bir varlık gösterdiğimiz söylenemez. Ama misal, Çinliler'de öyle mi? Yukarıdaki resimde, yayma eğitimine çoktan başlamış olan genç bir Çinli yayıcıyı görüyoruz. Bu koşullarda eğitilen bir yayıcı ile, hafta içi okula hafta sonu de dersaneye gönderilen bir yayıcının aynı şartlarda mücadele ettiğini kim savunabilir?
Ama size güzel haberlerim var!
Ben ve takım arkadaşım Çift Yaymalar'da Tüm Zamanların En İyi Olimpiyat Derecesini yapmış bulunuyoruz!
Yayma Olimpiyatları geleneklerine doğrultusunda, metalden yapılmış daire kullanarak ve sadece bir kereye mahsus olmak üzere madalya töreni yapmak yerine, özellikle Çift Yaymalar dalının bir geleneği olarak çeşitli formlara bürünmüş madalyalarımızı (Mohito, Domates, Sigara, Yemek) birbirimize devamlı olarak ikram ederek madalya törenini ölümsüzleştiriyor, Olimpiyat Ateşinin sönmemesini sağlıyoruz. Yaymadaki başarımızdan ötürü oluşan haklı gururumuzu her geçen gün derecemizi daha iyiye götürmek için itici güç olarak kullanıyoruz. Yeri gelmişken bu başarımızda katkılarını bizden esirgemeyen Bakkal'a, Migros'a, Tekel Bayii'ne ve motivasyonumuzu hep yükseklerde tutmamız için bizi besleyen diğer arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Bu, hepimizin başarısı.
Yayma, spor olimpiyatlarındaki Maraton gibidir. Maratonda parkur her olimpiyatta değiştiği için Olimpiyat Rekoru betimlemesi telaffuz edilmez. (Dün öğrendim.) Yaymada da her yayıcının yayma mekanı farklı olduğu için böyle bir yol izlenir.
Çift Yaymalar'da hakemlerin dikkat ettiği bazı noktaları sizle de paylaşmak isterim. Kim bilir, bu yazıyı okuyan, içinde bir yayıcı yaşadığını hisseden biri, kuralları da görünce belki Yayma Olimpiyatlarına katılmayı düşünür, başarılı olarak Ülkemizi en iyi şekilde temsil eder, Bizim de çorbada tuzumuz olmuş olur.. Neyse.. Çift Yaymalar'da belli başlı kurallar:
Senkronizasyon (Uyum):
Tüm çiftli oyunlarda olduğu gibi, yaymada da esas önemli olan uyumdur. Örneğin bir alkollü içki tüketilecekse, çiftlerin ikisisinin de aynı içkiyi önermesi hakemlerin dikkat ettiği bir noktadır. Eğer çiftlerden biri "Off sıcak.. Mohito iyi gider.." dediğinde diğeri "Valla benim de aklımdan tam o geçiyordu.." derse, bu hakemlerin gözünden kaçmayacak, artı puan olarak çiftin hanesine yazılacaktır. Hele hele, çift aynı anda "Mohito mu içsek..." derse, çiftin kahkaları arasında artı puan, artı hakemler kurulu özel puanı verilir. Örneklerine rastlanmıştır.
Yardımlaşma/Dayanışma:
Örnek Mohito'dan açıldığı için ordan devam edelim. Mohito bildiğiniz gibi hazırlaması belli bir sürece bağlı olan, içinde bir çok malzeme bulunan bir içki. Bu da, her ne kadar yaz aylarında ferahlık veren bir içki olsa da, bir yayıcının fazladan zahmet (Bak: Zahmet) harcamasına neden olmaktadır. O nedenle bu gibi durumlarda çiftlerin yardımlaşması (Mohito'ları sırayla hazırlamak, biri lime dilimlerken diğerinin naneyi ezmesi gibi..) hakemler için çok önemlidir. Aynı şekilde yayma antremanının ertesi günü takım arkadaşını arayıp durumunu sormak, akşamki antreman için hazırlıkları konuşmak, eksik malzemeleri öğrenmek de dayanışma ve takım ruhu açısından hakemler için önemlidir.
Zahmet:
Yayma'daki önemli noktalardan biri de, en az zahmeti harcayarak en iyi yayma performansını göstermektir. Geçmişte bu kuralı yanlış anlayan bazı oyuncular zahmet verdiği için salonu (ev) temizlememişler, zahmetsiz ve direkt sonuç verdiği için hep sert içkileri tercih etmişler ve Yayma Olimpiyatları'nın ruhunu anlamadıklarını göstermişlerdir. Bu anlaşılmayacak/yanlış anlaşılacak bir kural değildir. Tek cümleyle "Aslolan zahmet verici işlerden tamamen sakınmak değil, en az zahmet harcayarak en iyi sonucu elde etmektir." diyebiliriz. Naneyle esmer şekeri aynı anda ezerek zahmet tasarrufu yapmak gibi.. Gayet açık.
Bu üç ana başlığı bilmek başlangıç seviyesi için yeterli. Diğer kurallar yayma antremanlarında uygulamalı olarak öğrenilmelidir.
Yaymaya gönül vermiş genç yayıcılara, antremanlara tek çıkmamalarını öneririm. Her Çift Yaymalar'da madalya kazanan yayıcının dediği gibi:
Yaymak, çiftken daha güzeldir.
Dikkat ettiyseniz Olimpiyatımızın tanımlamasının başında yıl yok. Buradan da anlıyoruz ki dört yılda bir, sekiz yılda bir, yılda bir gibi bir kısıtlama yok bu olimpiyatlarda. Başka bir deyişle birilerinin olimpiyat meşalesi yakması falan gerekmiyor, çünkü Yayma Olimpiyatlarının meşalesi asla sönmez.
Spor Olimpiyatlarında olduğu gibi, ülke gerçeklerinden ötürü bu olimpiyatlarda da pek başarılı olduğumuz söylenemez. Bizde daha birey okuma yazma öğrenir öğrenmez hemen bir yabancı dil, efenim sınavlar vs.. ile başlayarak bireyimizin yaymaya olan ilgisi azaltılır, hatta yaymanın kötü bir şey olduğu yanılgısına düşmesine izin verilir. Arada kendi çabalarıyla yaymayı öğrenmiş, yayma konusunda kendini geliştirerek madalya umudumuz olan kısıtlı sayıda yayıcıyı salonlarda (ev salonu, spor salonu değil) görmüş olsak da, yayma konusunda gerçek bir varlık gösterdiğimiz söylenemez. Ama misal, Çinliler'de öyle mi? Yukarıdaki resimde, yayma eğitimine çoktan başlamış olan genç bir Çinli yayıcıyı görüyoruz. Bu koşullarda eğitilen bir yayıcı ile, hafta içi okula hafta sonu de dersaneye gönderilen bir yayıcının aynı şartlarda mücadele ettiğini kim savunabilir?
Ama size güzel haberlerim var!
Ben ve takım arkadaşım Çift Yaymalar'da Tüm Zamanların En İyi Olimpiyat Derecesini yapmış bulunuyoruz!
Yayma Olimpiyatları geleneklerine doğrultusunda, metalden yapılmış daire kullanarak ve sadece bir kereye mahsus olmak üzere madalya töreni yapmak yerine, özellikle Çift Yaymalar dalının bir geleneği olarak çeşitli formlara bürünmüş madalyalarımızı (Mohito, Domates, Sigara, Yemek) birbirimize devamlı olarak ikram ederek madalya törenini ölümsüzleştiriyor, Olimpiyat Ateşinin sönmemesini sağlıyoruz. Yaymadaki başarımızdan ötürü oluşan haklı gururumuzu her geçen gün derecemizi daha iyiye götürmek için itici güç olarak kullanıyoruz. Yeri gelmişken bu başarımızda katkılarını bizden esirgemeyen Bakkal'a, Migros'a, Tekel Bayii'ne ve motivasyonumuzu hep yükseklerde tutmamız için bizi besleyen diğer arkadaşlarımıza çok teşekkür ediyoruz. Bu, hepimizin başarısı.
Yayma, spor olimpiyatlarındaki Maraton gibidir. Maratonda parkur her olimpiyatta değiştiği için Olimpiyat Rekoru betimlemesi telaffuz edilmez. (Dün öğrendim.) Yaymada da her yayıcının yayma mekanı farklı olduğu için böyle bir yol izlenir.
Çift Yaymalar'da hakemlerin dikkat ettiği bazı noktaları sizle de paylaşmak isterim. Kim bilir, bu yazıyı okuyan, içinde bir yayıcı yaşadığını hisseden biri, kuralları da görünce belki Yayma Olimpiyatlarına katılmayı düşünür, başarılı olarak Ülkemizi en iyi şekilde temsil eder, Bizim de çorbada tuzumuz olmuş olur.. Neyse.. Çift Yaymalar'da belli başlı kurallar:
Senkronizasyon (Uyum):
Tüm çiftli oyunlarda olduğu gibi, yaymada da esas önemli olan uyumdur. Örneğin bir alkollü içki tüketilecekse, çiftlerin ikisisinin de aynı içkiyi önermesi hakemlerin dikkat ettiği bir noktadır. Eğer çiftlerden biri "Off sıcak.. Mohito iyi gider.." dediğinde diğeri "Valla benim de aklımdan tam o geçiyordu.." derse, bu hakemlerin gözünden kaçmayacak, artı puan olarak çiftin hanesine yazılacaktır. Hele hele, çift aynı anda "Mohito mu içsek..." derse, çiftin kahkaları arasında artı puan, artı hakemler kurulu özel puanı verilir. Örneklerine rastlanmıştır.
Yardımlaşma/Dayanışma:
Örnek Mohito'dan açıldığı için ordan devam edelim. Mohito bildiğiniz gibi hazırlaması belli bir sürece bağlı olan, içinde bir çok malzeme bulunan bir içki. Bu da, her ne kadar yaz aylarında ferahlık veren bir içki olsa da, bir yayıcının fazladan zahmet (Bak: Zahmet) harcamasına neden olmaktadır. O nedenle bu gibi durumlarda çiftlerin yardımlaşması (Mohito'ları sırayla hazırlamak, biri lime dilimlerken diğerinin naneyi ezmesi gibi..) hakemler için çok önemlidir. Aynı şekilde yayma antremanının ertesi günü takım arkadaşını arayıp durumunu sormak, akşamki antreman için hazırlıkları konuşmak, eksik malzemeleri öğrenmek de dayanışma ve takım ruhu açısından hakemler için önemlidir.
Zahmet:
Yayma'daki önemli noktalardan biri de, en az zahmeti harcayarak en iyi yayma performansını göstermektir. Geçmişte bu kuralı yanlış anlayan bazı oyuncular zahmet verdiği için salonu (ev) temizlememişler, zahmetsiz ve direkt sonuç verdiği için hep sert içkileri tercih etmişler ve Yayma Olimpiyatları'nın ruhunu anlamadıklarını göstermişlerdir. Bu anlaşılmayacak/yanlış anlaşılacak bir kural değildir. Tek cümleyle "Aslolan zahmet verici işlerden tamamen sakınmak değil, en az zahmet harcayarak en iyi sonucu elde etmektir." diyebiliriz. Naneyle esmer şekeri aynı anda ezerek zahmet tasarrufu yapmak gibi.. Gayet açık.
Bu üç ana başlığı bilmek başlangıç seviyesi için yeterli. Diğer kurallar yayma antremanlarında uygulamalı olarak öğrenilmelidir.
Yaymaya gönül vermiş genç yayıcılara, antremanlara tek çıkmamalarını öneririm. Her Çift Yaymalar'da madalya kazanan yayıcının dediği gibi:
Yaymak, çiftken daha güzeldir.
2 yorum:
Geldim, gördüm, okudum, listeledim:D
Yorum Gönder